|
|
|
Dümende Bir Hayalet Var! |
|
 |
 |
Okunma |
|
265 |
Dümende Bir Hayalet Var!İngiliz ticaret gemisi Vulcain 1839 yazında Hindistan dan İngiltere ye doğru yola çıkmıştı. Ümit Burnu nun güneyinden dolaşacak, Afrika nın batı kıyılarının açığından geçerek anavatan sularına varacaktı. Gemiye Hindistan dan çay yüklenmişti. Fakat ambarlarda boş yer kaldığını gören kaptan Johnson, her sefer yaptığı gibi, Afrika nın batı kıyısındaki Benguela ya uğrayıp oradan fildişi yüklemek niyetindeydi. Banguela ya vardıkları zaman kasabanın bomboş olduğunu gördüler. Gemi açıkta demirlemişti, gemiciler filikalara binerek kıyıya çıkmışlar, fakat kasabada tek bir canlıya rastlamamaları karşısında şaşırıp kalmışlardı. Çok geçmeden bu esrarengiz olayın sebebi anlaşıldı: Kasabada kolera baş gösterdiği için yerliler, yabancılar herkes başını alıp uzaklara kaçmıştı. Fildişi tacirleri de on beş mil kadar gerideki başka bir kasabaya çekilmişlerdi. Olay gemicilerin arasında bir bomba tesiri yaptı. Kolera kaçınılması imkansız olan bir hastalıktı. O zamana kadar kolera salgını olan bir yere gidip de ölmeyene rastlanmamıştı. Herkes karaya çıkan gemicilerin hastalığa yakalandığına muhakkak nazarıyla bakıyordu. Az sonra içlerinden biri veya birkaçı birden hastalanacak, bunu başkaları takip edecekti. Vulcain, yelkenlerini kuzeydoğu rüzgari ile şişirerek bu lanetli kıyıdan uzaklaşırken vakit gece yarısına yaklaşıyordu. Ertesi sabah kahvaltı sırasında yemeğini yiyen Walter Addison adlı genç kendini birdenbire fena hissetti. Walter Addison tayfaların en çalışkanı, en iyisiydi. Genç adamın müthiş başı dönmeye, vücudu şiddetli sarsıntılar geçirmeye başlamıştı. Evet, bütün bunlar koleranın belirtisi olmalıydı. Aradan iki saat kadar geçmeden genç adamın vücudu kadavraya dönmüştü. Nitekim öğleye doğru genç adamın yatağında tamamen hareketsiz kaldığı görüldü. Gemidekiler ilk kurbanlarını böylece vermiş oluyorlardı. İlk piyango çok sevdikleri Walter e çıkmıştı. Bakalım ikinci kurban kim olacaktı? Bütün mürettebat paniğe tutulmuş gibiydi; kimse cesede dokunmak istemiyordu. Saatler birbirini takip etmesine rağmen zavallı Walter in vücudu hala olduğu gibi duruyordu. Kaptan ın, cesedi örtülere sarıp kaldırılması için verdiği emirleri kimse yerine getirmiyordu. Herkes başını iki yana sallıyor, kimse yerinden kımıldamıyordu. Sonunda kaptan Johnson, ikinci süvariyle beraber cesedin bulunduğu yere gidip, Walter Addison un vücudunu, bir beze sarıp hemen dışarı çıkardılar. O kadar acele ediyorlardı ki bezi dikmedikleri gibi, cesedin ayağına taş da bağlamadılar, sonra dua bile etmeden küpeştenin üstünden aşağıya atıverdiler. Hava sakin, deniz dümdüzdü. Kaptan Johnson la ikinci kaptan zavallı gencin vücudunun suların karanlıkları arasında bir, iki kere batıp çıktıktan sonra gözden kayboluşunu seyrettiler, sonra içeri çekildiler. Geceyarısına doğru hava sertleşmeye başlamıştı. Mürettebat, kaptanın bütün emirlerine rağmen nöbete çıkmamakta ayak diretiyordu. Koleraya yakalanmamak için çoğu İngiltere ye kadar kamaralarından çıkmamaya kararlıydı. Dümeni ihtiyar gemicilerden Bill Shippen kullanıyordu. Saatin yarıma yaklaştığını gören yaşlı gemici, saat başı ve buçuk çanlarını çalmak üzere yerinden kalktı. Çanı çaldı. Sonra yeniden dümen dolabının başına geçti.a Pusulaya göz atarak geminin yolunu kontrol etti.a Normaldi, sonra bakışlarını gene okyanus gecelerinin karanlıklarına doğru çevirdi. O vaziyette ne kadar kalmış, bilmiyordu. Bir ara birinin omuzuna dokunmasıyla irkildi! Kimsenin yaklaştığını da duymamıştı ama omuzuna biri dokunmuştu! Yavaşça başını çevirip baktı, o anda da gözleri yuvalarından dışarıya çıkacakmış gibi açıldı! Karşısında Walter Addison un solgun yüzü duruyordu! Evet, koleradan öldüğü için cesedi denize atılan Walter Addison! Yaşlı gemici bir an gözlerine inanamadı. Sonra bütün kuvvetiyle bağırarak koşmaya başladı. Nereye gittiğini bilmiyordu. İdaresiz kalan tekne rüzgarın etkisiyle dönmüş, tehlikeli bir şekilde yana yatmaya başlamıştı. Bu durumda ya yolunu değiştirip kayalarda parçalanacak ya da alabora olacaktı. Yaşlı gemicinin çığlığı herkesi yataklarından fırlatmıştı. baş tarafta toplanan mürettebat dehşetle geminin kıçına doğru bakıyordu. Evet orada, dümene doğru yürüyen gölge Walter Addison un hayaletinden başka bir şey değildi. Çok geçmeden hayaletin geminin idaresini ele aldığı, az sonra da geminin burnunu dalgalara doğru çevirdiği görüldü. Hayalet gemiyi batmaktan kurtarmışqtı ama koskoca gemi bir hayalete teslim edilir miydi? Kimse dümen dolabının bulunduğu yere yaklaşmaya cesaret edemiyordu. Çok geçmeden hayaletin, bitik bir sesle: "arkadaşlar, ne olursunuz yetişin. çok halsizim, müthiş üşüyorum" dediği duyuldu. Bir an tereddüt eden kaptan Johnson hemen ileri atıldı ve iki adımda hayaletin yanına vardı. Fakat dümeni kullanan hayalet falan değil, Walter Addison un ta kendisiydi. Olayın aslı neden sonra anlaşıldı. Walter gerçekten koleraya yakalanmıştı ama durumu ağır değildi. Ölü sanılıp denize atılınca, soğuk suyun tesiriyle kendine gelmiş, o sıralarda gemi çok yavaş gittiğinden iki, üç kulaçta teknenin yanından sarkan bir ipi tutmayı başarmıştı. Oradan seslendiyse de kimseye duyuramamıştı. Dinlene dinlene zincirden tırmanmış, bir müddet filika iplerine takılarak kuvvet toplamaya çalışmıştı. Çok kuvvetsiz kaldığı için yukarıya tırmanması saatler sürmüştü. Gemiye çıkınca da ilk gördüğü insana doğru sürüne sürüne ilerlemiş, sonra da doğrulup omuzuna dokunmuştu. Kaptanın kamarasında esaslı bir tedaviye tabi tutulan genç gemicinin kurtulması ancak bir mucizeyle mümkün olurdu.a Bu mucize oldu ve Walter Addison kurtuldu. Yolculuk iltere ye kadar hadisesiz geçti, gemide başka hastalanan kimse olmadı. Fakat yaşlı gemici Bill Shippen, bu olayın bu şekilde açıklanmasına bir türlü inanamadı. Ölünceye kadar her limanda rastladığı gemicilere: "bir keresinde gemimizi bir hayalet idare etmişti" diye bu olayı anlattı, durdu...
|
Yorumlar |

|
|
|
|
| |
god_of_dance

Hem Korkarim Hem Oynarim

Msn Komik Nickler

Araba Modelleri

askim

|
şirinlik duası

yaşlılık maaşı sorgulama

Vodafone Bedava SMS

Facebook şifre kırma

Sarhoş Boyacı

|
|