|
Tablomu Duvarına Astım |
|
 |
 |
Okunma |
|
193 |
Bir tabloydu duvarda kimsenin görmediği,tozlu…Hayli vakittir rindane sancılarını fark eden duvar, titredi kederine ve dile geldi :
- Bendeliğine ne zamandır aşinayım.
- Salya karışık ağlamalardan çok uzağım.
- Hakkın var hiç yakınmadın.
- Soyluların soyundanım asırları yedi gölgem ve sende seni beklerken görmedin beni.
- Bedenime asıldın ruhum taşken ve kimsenin görmediğiydim herkes seni görürken.
- Kim sevdi beni kim gezdirdi ellerini tozlu kıyılarımda senden özge?
- Bende erirken atomların tozum oldun diyeydi gayretim.
- Özüm mahpus yüksekliğine kırılırım düşürme beni dile, ele…
- Düşersen tenha vurur kalbimi ve kaç çivi çakılır senden taşra bedenime.
- Yetmedi mi gamıma gamdaşlığın, senin de hakkın muradın!
- Kam aldım kamsızlığımdan.
- Yenileyeceklermiş seni, senden uz gitmesem…
- Filozof arayışlara astım seni bitmeyesin, sürrealist resimlere gizledim ölmeyesin.
- Neden bu kadar geçsin sebebim?
- Zaman oldururken öldürür bilmez misin?
- Siyah çerçevemi akıttım alnına.
- Kara çalarken bahtıma karamerhem oldun yârâ/nına.
- Ey nihanım,mihrabım sırtımı sağlama almışım.
- Bilmesen de yüzyıllar yılı sana yanmışım.
- Ne saf, ne bedbahtmışım suskunluğumda.
- Dil kederlenmiş meyve, sakinken tazelenen.
- Konuştum eskittim mi/nelerimi ağumda?
- Attım eskiyi lügatimizden ve eskimeyi.
- Sen ney’sen ben o/y’um.
- Uyumum nazlarına, oylum oylum.
- O halde bende kal.
- O halde ben’de kal.
s.korkmaz
nihan : gizli
mihrap: umut bağlanan yer
mine: metal eşya üzerine vurulan renkli cam katmanı, ince ve parlak nakış
bende: köle
|
Yorumlar |

|
|