Ana Sayfa  Sohbet  Sarki Sozleri  Saglik  Fikralar  Arama iletisim

Menü


   Ana Sayfa
   Sohbet
 Anlamlı Sözler
 Aşk Mesajları
 Aşk Sözleri
 Filmler
 Güncel Bilgiler
 Güzel Sözler
 Haberler
 Hikayeler
 Kürtçe Müzik
 Liseli Kizlar
 Manken Resimleri
 Msn Messenger
 Ne Nedir?
 Oyunlar
 Programlar
 Ramazan Mesajları
 Rüya Tabirleri
 Sağlık
 Sohbet Chat
 Spor
 Sözler Mesajlar
 Videolar
 Yemek Tarifleri
 Yeni Albümler
 ÜnLü ResimLeri
 Şarkı Sözleri
 Şiirler
  iletisim

 Paradoks Eşiği

Okunma

206

Hiçbiri konuşacak halde değildi. Diğer ekipler bile bu acıya ortak olmuşlardı. İngiliz ajan, konuşmasıyla yas havasını bozdu.

—Anlıyorum, üzgünsünüz; ama biraz sonra yine gelirler. Bir an önce ayrılmalıyız buradan.
—Savunmalarla vakit kaybetmeyelim. Saldırıya geçelim artık.

İtalyan ekibin başı oldukça kararlı görünüyordu. Küçük savaşın onu da etkilediği belliydi.

—Biz kararlaştırdığımız gibi, kampa saldıralım. Siz Beyaz Saray’ı istiyordunuz değil mi?
—Tamam, orayı biz hallederiz. Yalnız bu kadar sayıyla kampa gitmek intihar olur.
—Merak etmeyin. Sayımız yeterli. Kalabalık gelip de rahatsız etmeyelim demiştik.
—Bizden istediğiniz bir şey var mı? Destek olmak isteriz.
—Yok, teşekkürler.

İsrailli ekip, öne doğru atıldı:
—Bize düşen bir şey yok gibi görünüyor. İstediğiniz adamlarımı alabilirsiniz, hatta dilerseniz birkaç adamım burada kalabilir.
—Dağılacaksınız yani, öyle mi?
—Dünya’nın kaderi söz konusu! Böyle bir durumda bencillik edecek değiliz.
—Tamam, her ekibe birkaç adamınızı dağıtırız öyleyse.

İsrailliler, Yavuz’u onayladılar. Ekibin başı, göreve dahil olmanın sevincini yaşıyordu.

—Sayın Arow, yalnız bir ricam olacak sizden.
—Tabii!
—Burada siz kalacaksınız.
—Bu teklifi yapmıştım zaten. Elbette! Birkaç adamımı burada bırakırız.
—Hayır Sayın Arow; yanlış anladınız. Ben, sizin burada kalmanızı istiyorum.
—Ama… Nasıl olur? Ben…
—Az önceki çatışmalar sırasında dikkatimi çektiniz. Tek mermi bile sıktığınızı görmedim.
—Fırsat olmadı. Zaten, bir atışla hepsini hakladık.
—Biz hakladık Sayın Arow, siz değil!
—Bir şey mi söylemeye çalışıyorsunuz bana?
—Evet, doğru bildiniz. Siz bir hainsiniz.
—Neler söylüyorsunuz? Bu büyük bir iftira!
—Beyler, bayanlar; lütfen şu kaydı iyi dinleyin.

Herkes şaşkınlık içerisindeydi. ABD ve İsrail arasındaki yakınlığı bilmeyen yoksa da bu olayda İsrail’i kayıracağı kimsenin aklına gelmemişti.

“ —Bu kadının burada ne işi var? Delirdiniz mi Siz?
—Endişelenmeyin Sör Arow! Her şey kontrol altında
—Bütün planı tehlikeye atacak bu. Arada biz de öleceğiz.
—Bu yürekle nasıl yaşayabildiniz bunca süre. Saray sizi kollamasaydı, halinizi düşünemiyorum bile.
—Zaten yerlerini tespit etmiştik. Yalnızca genel durumu kontrol edip gidecektik. Ne gerek vardı bütün bunlara?
—Bu paket sıradan biri değil. Eski bir Türk ajanı. Ben kimseye güvenerek iş yapmam. Sanıyor musunuz ki durumu bildirince Amerika bizi kullanmaktan vazgeçecek? Uyanık olun Sör Arow, ABD’ye ihtiyacımız yok. Birlikte bu işin üstesinden gelebiliriz. Amerika kıtasının yarısı ve bütün Asya sizin olabilir. Ne dersiniz?”

Tek kelimeyle dili tutulmuştu herkesin. Demek ABD bu işte yalnız değildi. Aynı anda silahlar doğruldu. İngiliz ve İsrail ekibinin hemen teslim olmaya niyetleri yoktu.

—İndirin silahlarınızı!

Yavuz, bir atakla İsrail ekibinin liderini rehin aldı ve silahı onun beynine doğrulttu.

—İndirin, dedim!

İsrail ekip çaresiz bir şekilde silahları bıraktı. İngilizlerin ise buna hiç niyeti yoktu. Ekibin başı tetiği çekti ve Arow’u tam alnından vurdu.

—Şimdi oldu işte. Nerde kalmıştık?

İsrail ekip iki tarafın arasında kararsız kaldı. Bir yanda müttefik İngilizler, diğer yanda karşı taraf… Liderlerine yapılan karşılıksız bırakılamazdı, ama diğerlerinden yana da olamazlardı. Üç taraf vardı ortada.

Yavuz beklemediği bu atak karşısında önce ne yapacağını bilemese de birkaç saniye içerisinde aldığı ani kararla İngiliz tarafa doğru ateş etti. İngiliz lider, hızla sağa doğru eğilmeye çalıştı ve göğsüne isabet edecek kurşun bu yolla sol omzuna geldi. Ardından, susan tek silah bile kalmadı arazide. Her yandan mermiler yağıyordu dur durak bilmeden.

İsrailli ekip yavaş yavaş geri çekilmeye ve bir şekilde oradan kaçmaya çalışıyordu, ama ne İtalyan’ların ne de Arap’ların buna izin vermeye niyetleri vardı. Nefes aldırmamacasına ateşe tutmuşlardı İsraillileri.

Bir ara Yavuz, Barış’ın yerde olduğunu fark etti. Yarası oldukça ağır görünüyordu. Yine de pes etmiyor ve durmadan ateş ediyordu karşı tarafa. Daha fazla dayanamadı ve başının yere değmesiyle silahının susması bir oldu. Onun bu hali Yavuz’u ve ekibini daha da coşturdu, ama bu coşku bile kayıpları azaltmaya yetmiyordu. Daha yarım saat bile geçmemişti ABD saldırısının üstünden. Şimdi ABD’nin onlara yapamadığını birbirlerine yapıyorlardı.

İsrailli ekipten hayatta kalanlar hızla, geldikleri araçlara bindiler. Araçları çalıştırdıkları an dikkatleri üzerlerine toplamayı başardılar. Tüm silahlar onlara doğruldu ve herkes ateşe başladı yeniden. Araçların zırhlı olmaları tüm atışları boşa çıkarıyordu. İsraillileri engelleyebilecek ne fırsat ne de imkan vardı ellerinde. Bu umutsuzluk üzerine tekrar İngilizlere yöneldiler. Karşı tarafın sayıca üstünlüğü sayesinde pes etmeye ikna oldular sonunda.

Tam bu sırada biraz ileride ani fren sesleri duyuldu. Abrams tanklarından biri İsrailli ekibin üzerine doğru gidiyor, bir yandan da durmaksızın ateş ediyordu. Tankın içindeki her kim ise zırhlıların zayıf noktalarını iyi biliyor olmalıydı. Atışlarının bu denli isabet etmesinin başka ne açıklaması olabilirdi? İsrailliler ateşe karşılık veremeyecek duruma geldiklerinde Abrams, ön sıradaki aracın üzerine hızla ilerlemeye başladı. İki tarafa da etki etmeyen çarpışmanın ardından zırhlıyı geriye doğru iterek diğer araçların üzerine istifledi. Diğerleri bir yandan esir aldıkları İngilizleri zapt etmeye çalışıyor, bir yandan da hayretle olanları izliyorlardı. Abramsın kapağının açılmasıyla nefesler tutuldu. Herkes İsrailli ekibi alt edeni görmek için sabırsızlanıyordu.

Yüzündeki maskeye rağmen, vücut kıvrımlarından kadın olduğu kolaylıkla anlaşılabiliyordu. Zırhlıların zaten hurdaya dönmüş kapılarını söktü ve İsraillileri bir bir çıkardı araçların içinden. Şaşkınlığını giderenler yardım için yanına koştularsa da onun kimseye ihtiyacı yok gibi görünüyordu, hatta etrafındakilerin bir tekini bile umursamadığı her hareketinden rahatlıkla anlaşılabiliyordu. Akıllarda gezen ortak bir soru vardı şimdi: “Kim bu kadın?”

Yavuz, sesli düşündüğünün bilincinde değildi elbette. Yoksa ağzından çıkan o kelimeyi durdurabilmek için elinden geleni yapacağından şüphe yoktu:

—Gölge!

Her ne kadar sinsiliğiyle dikkat çekmiş olsa da düşünmeden konuşma zayıflığıyla nam salmış İngiliz lider, biraz da şaşkınlığının verdiği acelecilikle atıldı bir anda:

—Ama… Gölge kadın mı?

İngiliz, tam bu sözleri söylerken Derya da kaygısızca onun yanından geçiyordu. Gölge efsanesini duymayan yoktu içlerinde, ama gerçekliğine ihtimal verenlerin sayısı da oldukça azdı. Ondan gelen soru üzerine şaşkınlıklarını atıp toparlandı hepsi.

—Evet, plan nedir?
—Yarım saat kadar önce ABD saldırı düzenledi.
—Onu biliyorum. Anlaşıldı, elle tutulur bir planınız yok!
—Var aslında! Aynı anda Saray’a ve kampa saldıracağız. Fransız ve İtalyan arkadaşlar kampı ele geçirecekler. Biz planladığımız gibi, saraya gireceğiz. Diğer ekipler bizlere destek olacak.
—Peki sonra?

Sonrası konuşulmamıştı hiç. Gerçekten de Saray ve kamp ele geçirilse bile sonrası ne olacaktı? Dünyayı kurtarmak için ne yapacaklardı? Ne yapılmalıydı?

—Haklısın! Bir planımız yok.
—Benim güzel bir planım var, ama önce şu kalleşleri dize getirelim. İki bölge de düşürüldüğünde irtibata geçeriz. Geriye Pentagon kalıyor. Neyse! Acele etsek iyi olur. Her an ziyarete gelebilirler.
—Bunları ne yapacağız?

İtalyan liderin bu sözleri söylerken içinden geçenler yüzünden okunabiliyordu. Aslında hepsinin isteği bu yöndeydi, ama hiçbirinin yanlışa yanlışla karşılık vermeye niyetleri yoktu. İngilizlere hem etiğe uygun bir ceza verilmeli hem de yaptıkları kâr kalmamalıydı.

—Hediyeyi hediye etmek sünnettir Amirim!

Hepsinin aklına geldi bir an için unuttukları kopya. İçeride her an patlamaya hazır bir halde bekliyordu. Yavuz içindeki sızıyı saklamaya çalışarak onayladı Seyit’i.

—Sizler beklemeyin, yola çıkın artık. Burayı biz hallederiz.
—Bir dakika! Bir hediye de bizden olsun.

Ekipler anlamsızca Yavuz’a baktılar. Türklerden gelebilecek ve onlarda olmayan ne olabilirdi ki? Biraz sonra Türk ajanlardan biri elinde bir kutuyla dışarı çıktı. Kutuyu Yavuz’a uzattı ve birkaç adım geriye çekildi.

—Onlarda ölüler ordusu varsa bizde de holografik ordu var. Bu silah tamamen Türk yapımıdır. Emin olun, çok işinize yarayacak.

Fransız lider şaşkınlığını gizlemekteki başarısızlığıyla kutuyu aldı ve Yavuz’la selamlaştı. Yine koşturmaca hâkimdi karargâhta. Gidecek ekipler hızla araçlara binip yola çıktılar. İngiliz lider şansını zorlamakta kararlıydı.

—İsterseniz bu cehennemden kurtarabiliriz sizi. Anlaşamayacak bir sebep göremiyorum Sör Yavuz.
—İçerdekine anlatırsınız Sör!

İngiliz ekipten sağ kalanlar, Gülay’ın bulunduğu odaya atılıp kapı kilitlendi. İngilizlerin bağrışları koridorda yankılanıyordu. Bu denli tepki vermekte haklıydılar. Haklılıkları biraz sonra gerçekleşen patlamayla kanıtlanmış oldu. Cesetlerin parçaları odadan çıkmış ve koridorun çeşitli yerlerine dağılmıştı. Duvarlar kan içindeydi. Bu kadar büyük etki yaratabileceğini hiçbiri tahmin etmemişti. Ölen milyarları düşündüklerinde dünyanın nasıl bir felaketle karşı karşıya olduğunu artık biliyorlardı. Sıra planı uygulamaya gelmişti.

—Arkadaşlar, Barış’ın ve şehit olan diğer arkadaşlarımızın aramızda olmamaları elbette ki üzücü. Eğer bu canlar boş yere gitmiş olur ve elimizde savunacak hiçbir şeyimiz kalmazsa işte o zaman asıl üzüleceğimiz zamandır. Elinizden geleni yapacağınızdan hiç şüphem yok. Sizden yalnızca elinizden geleni yapmanızı değil, elinizde olmayanları da katmanızı istiyorum. Biz oraya ölmeye gitmiyoruz, ölü olarak gidiyoruz. Anlaşıldı mı?
-Anlaşıldı Amirim!

Binanın içinde yankılanan son sözler bunlardı. Bundan sonrası sözün değil, eylemin sırasıydı.

Yavuz eski kapıyı açtı ve herkes içeri girdi. Arazideki tüm düzenekler aktif hale getirildi. Karargâhta taşınabilir bir tane bile cephane kalmadı. Tüm araçlar geçidin açılmasını bekliyordu hazır bir şekilde. Kırk üç kişilik karma ekip geçidin açılmasıyla birlikte düzen halinde Saray’ın arka bahçesine doğru yola çıktılar.

………………………………………

Tüm hazırlıklar tamamdı artık. Yamacın arka tarafında Fransız ve İtalyan’ların başı çektiği iki yüz on iki kişilik karma ekip sessiz ve hareketsiz bir şekilde kampın akşam yemeği saatini bekliyorlardı. Biraz sonra kopacak kıyametten habersiz olan kamp cephesi durgunluğun verdiği rahatlıkla iyice gevşemişti.


  Yorumlar

 
Liseli kizlar Fena Kapıştı


Nasıl Verilir?


Domain Satışları


İşte Aşk Bu


Rüya Tabirleri -İ


şirinlik duası


yaşlılık maaşı sorgulama


Vodafone Bedava SMS


Facebook şifre kırma


Sarhoş Boyacı


   Diziler |  Filmler |  Fikralar |  Haberler |  Hikayeler |  Msn Messenger |  Oyunlar |  Programlar |  Resimler |  Ruya Tabirleri |  Saglik |  Videolar |  Yemek Tarifleri |  Sarki Sozleri |  Siirler

Copyright - 2008 Tum Haklari Saklidir Lethe

ask siirleri